|
Tarihi Sinop Cezaevi |
|
:: Edebiyatta Cezaevimiz :: |
|
"... Uzun zamanlar deniz kenarında ve surlar içindeki bir hapishanede kaldım. Kalın duvarlara vuran suların sesi taş oralarda çınlar ve uzak yolculuklara çağırırdı. Tüylerinden sular damlayarak surların arkasında yükseliveren deniz kuşları demir parmaklıklara hayretle gözlerini kırparak bakarlar ve hemen uzaklaşırlardı." diyen Sebahattin Ali, "Duvar" isimli öyküsünde Sinop Cezaevini anlatır. Pekçok ünlünün yattığı cezaevi, kimi zaman öykülere, çoğu kez burada yatanların daha sonra yazdıkları anılarına ve pekçok şiire konu olmuştur.
Refik Halid KARAY'ın "Memleket Hikayeleri" adlı kitabında yer alan "Şaka" adlı öykü de 1915 Sinop'unda geçer. "... Kepenkleri yarı kaldırılmış loş meyhaneleri, müşterisiz boş dükkanları, sessiz uykulu evleriyle gündüzler hakeketsiz, şamatasız duran... akşama doğru meydana balık sergileri kurulduktan sonra istiridye işportaları dizildikten sonra halk ve uğultu ile..." dolan Sinop'ta "... havası, suyu, yemeği istekler uyandıran bu memlekette kadınsızlıktan sızlanan..." üç arkadaşın öyküsüdür bu. Ahmet Bedevi KURAN da burasıyla ilgili anılarına "Meşrutiyet Zamanının Fizanı Sinop" başlığı ile başlar. 1913 yılında Sinop'a sürülen Refii Cevad "Sayılı Fırtınalar" adlı romanında bir af sonucu Sinop Cezaevinden çıkanlara yer vermiş ve şöyle anlatmıştır: "... Memleketin ceza tarihinde ayrı bir ehemmiyeti haiz olan Sinop zindanı kalebendlerin ilk merhalesiydi. Burada sükunet bulmayanlar Bodrum Kalesi'ne, orada da azgınlığa devam edenler Payas'a sevkedilirdi... 1914-1918 harbinde bu kanlı katillerden bir alay teşkil edildi. Bütün zindanlar boşaltıldı ve içerdekiler, meşhur Sinop'ta bulunuyorduk. Mahkumların sevk edileceği haberi üzerine zindanın cümle kapısına biz de yığıldık..." Burda yazılanlardan haric irili ufaklı birçok Sinop cezaevini anlatan eser bulunmaktadır.. |